Ofis: 0 312 437 60 62
Cep : 0 532 652 52 97

  • image04

    Dostça Yaklaşım

  • image05

    Yaratıcı

    Düşünceler

  • image06

    Size en uygun

    Çözümler

  • image07

    Benzersiz

    Özgün Tasarımlar

  • image08

    Bütçenize ve Evinize uygun

    Projeler

  • image09

    Siz Hayal Edin

    Yeter

  • image06

    FİKİRLERİNİZ

    Hayat Bulacak.


SU YALITIMI 13.03.2015

SU YALITIMI HAKKINDA   

İnsan doğası gereği atmosferik şartlardan her zaman için kendini korumak istemiştir.

Mağaraların, hem soğuk hem de şiddetli fırtınalardan korunmak için tarihöncesi çağların

şartlarında iyi bir barınak olduğu açıktır. Yağmur ve fırtınanın getirmiş olduğu olumsuzlukları

önleyebilmek için, mağaralar ve daha sonra oluşturulan ilk çadırlar ile birlikte yağmur suyundan

sakınılmıştır. Su yalıtımı ilk olarak yağmur suyundan korunma gerekliliği ile karşımıza çıkar. Bu

ihtiyaç; mağaraların, kayaların arasına gizlenme, daha sonra çadır ve dolayısıyla çatı

kavramının ortaya çıkması sonuçlarını doğurmuştur. Sakınılması gereken yukarıdan gelecek

sudur. Ancak zaman içinde, yapılardaki teknolojik gelişmeyle birlikte sakınılacak suyun yönü ve

şartları da şekil değiştirir. Artık sadece bulutlardan gelecek su değil, yeraltı suları da

yaşadığımız binalara zarar verebilir konumdadır.

Göçebe yaşamdan yerleşik yaşama geçişin bu sürece katkısı büyüktür. Ne zaman ki insanoğlu

çadırları ile birlikte kıtalar boyunca gezip durmaktan yorularak, köklerini salacağı topraklara

kavuşma ihtiyacı hissetti, kendi kökleri gibi bina köklerini de toprağın derinliklerine salma ihtiyacı

doğdu. Artık su ile aşağıdan da mücadele edilmesi gerekiyordu.

Yapıların, uzun ömürlü, konforlu ve sağlıklı olması; ancak doğru şekilde tasarlanarak inşa

edilmesi ve yapıya zarar veren dış etkilere karşı korunması ile mümkündür. Yapılara etki eden

en önemli faktörlerden biri de sudur. Yapılar;

 Yağmur, kar gibi yağışlar,

 Toprağın nemi ve toprak tarafından emilen yağış veya kullanma suları,

 Banyo, tuvalet gibi ıslak hacimlerde su kullanımı,

 Yapının, üzerine inşa edildiği zemindeki basınçlı veya basınçsız yeraltı suları nedeniyle

suya maruz kalırlar.

Suyun yukarıda sayılan yollarla yapıyı ve konforu tehdit etmesi engellenemez fakat yapılara

suyun girmesi önlenebilir. Yapıların, her yönden gelebilecek suya veya neme karşı korunmaları

için, yapı kabuğunun yüzeyinde yapılan işlemlere “su yalıtımı” denir.

Yapı ömrü ve dayanıklılığı açısından en büyük tehdit “su”dur. Yapıya sızan su; yapıların taşıyıcı

kısımlarındaki donatıları korozyona uğratarak, kesitlerinin azalmasına ve yük taşıma

kapasitesinin ciddi miktarlarda düşmesine neden olur. Ayrıca yapı bileşeni içerisinde su, soğuk

mevsimlerde donarak, sıcak mevsimlerde ise buharlaşarak beton bütünlüğünün bozulmasına ve

çatlakların oluşmasına yol açar. Bunun dışında zemin rutubeti veya zemin suyu içerisinde

bulunan sülfatlar, temel betonuyla kimyasal reaksiyonlara girerek beton kompozisyonunun

bozulmasına neden olur. Bu da yapı ömrünü ve dayanımını olumsuz yönde etkiler. Su ayrıca,

binalarda insan sağlığı açısından zararlı küf, mantar vb. organik maddelerin oluşumuna da yol

açar.

Zemin üstündeki yapı elemanlarını; yağış sularının ve asidik atmosfer gazlarının zararlarından;

zemin altındaki yapı elemanlarını ise zemin suyu ve rutubetinin zararlı etkilerinden korumak için

su yalıtımı yapılır. Etkin bir su yalıtımı için, yalıtım uygulamasının, binanın temelinden çatısına

kadar tüm yapı elemanlarını kapsaması gerekir. Zemine oturan döşemeler, balkonlar, dış

duvarlar, çatılar ve temel duvarları yalıtıma konu olur.

1999 yılında ard arda yaşanan iki büyük depremin ardından richter ölçeği, tsunami, zemin etüdü

gibi yeni kavramlar hayatımıza girdi. Korozyon da bu kavramlardan biriydi. Depremde birçok

yapının yıkılmasının nedeni korozyon, yani paslanmaydı. Korozyonun nedeni ise su yalıtımının

yapılmamış olmasıydı. Yapıların suya karşı yalıtılması gerektiği ne yazık ki çok acı bir

tecrübeyle dahi henüz tam olarak anlaşılamadı.

Suyun yapılar üzerindeki en büyük etkisi bina ömrü ve güvenliğiyle ilgilidir. Bu durum su

yalıtımının yaşamsal bir önemi olduğunu ortaya koyar.

1 Su Yalıtımı Yapıyı Korur

Suyun yapılara verdiği hasar, özellikle deprem tehdidinin bulunduğu bölgelerde can ve mal

güvenliği açısından tehdit oluşturur. Herhangi bir yoldan yapı donatısına sızan su, donarak veya

kimyasal tepkimelere girerek donatının özelliğini yitirmesine yol açar. Donatının özelliğini

yitirmesi ise dayanım gücüne ve süresine olumsuz etkilerde bulunur (Resim 1).

Suyun binalarımızın dayanıklılığına vermiş olduğu zararı genellikle gözle göremeyiz, ancak

sonuçlarıyla karşılaştığımızda fark edebiliriz. Büyük bir depremde, korozyona uğramış bir

binanın ayakta kalması hemen hemen mümkün değildir. Bu nedenle özellikle Türkiye gibi

deprem kuşağında bulunan ülkelerde su yalıtımının yaşamsal bir önemi vardır.

Resim 1: Korozyonun Zararlı Etkileri

Genel olarak beton, içine gömülmüş donatı çeliğini korozyona karşı korur. Donatı betona

gömülür gömülmez oluşan ince film tabakası çeliğe yapışır ve korozyona karşı dayanım

oluşturur. Bu dayanım betonun yüksek alkali ortamına ve elektriksel dirence doğrudan bağlıdır.

Betonun kılcal boşluklarındaki nemde bulunan iyonlar elektriksel iletkenlikte rol oynar. Yüksek

elektriksel direnç de dayanıklı beton anlamına gelebilir.

Yapılardaki donatı çeliğinin korozyonuna ve bu korozyonun sürmesine neden olan 3 ana etken

vardır;

1. Karbondioksit veya klorun neden olduğu reaksiyonlar sonucu donatı etrafındaki koruyucu

pasivasyon tabakasının bozulması,

2. Betonun kılcal gözenekleri içinde dağılmış olan ve elektrolit görevi gören su,

3. Betonun gözeneklerinden içeri giren oksijen.

Beton üzerindeki film tabakasını bozarak donatı çeliğinin korozyona uğramasına neden olan

şartlardan biri karbonasyondur. Atmosferdeki karbondioksit ile betondaki çimentonun kimyasal

reaksiyona girmesi, betonun büzülmesine, dolayısıyla çatlakların artmasına neden olur. Aynı

zamanda betonun pH değerinin düşmesi (normal bir betonun pH değeri 12,5 -13,5 arasındadır

ve bu miktar korozyonun oluşmaması için yeterlidir) ara yüzeylerdeki alkaliliğin düşmesine,

mevcut koruma tabakasının da bozulmasına neden olur. Koruma tabakasının bozulmasının bir

diğer nedeni de klor iyonlarının varlığıdır.

Sonuç olarak her iki durumda da korozyonun  başlaması

için gerekli şartlar oluşur (pH değerinin 9’un altına düşmesi) ve süreç işlemeye

başlar.

Ortam şartlarının durumuna göre oluşan bir hızda, donatı yüzeyinde donatı hacminin 2.5

katı büyüklükte demir oksit oluşumları meydana gelir.

Oluşan pas, yetersiz pas payı sorunu da varsa, mevcut betonu çatlatır. Betonun dökülmesiyle

beraber donatı açığa çıkar. Havayla temas nedeniyle de korozyon hızındaki artış kaçınılmaz

olur.

Korozyona bağlı olarak donatı kesitinde oluşan kayıp, donatının başlangıçta tasarlanan hesap

değerlerini karşılayamamasına neden olur. Bu da binanın taşıma gücü, dolayısıyla da yapı

güvenliği açısından hiç istenmeyen bir durumdur. Hesap dayanımı 365 MPa olan S420b sınıfı

Ø12’lik bir donatı çeliği başlangıçta 41.3 kN yük taşıyabilirken, korozyon kaynaklı donatı kesit

kaybının 0.25 mm/yıl olduğu bir kabul sonucunda 5 yılın sonunda 25.9 kN, 15 yıl sonra da 5.8

kN yük taşıyabilir. Bu koşullarda donatı 24 yıl sonunda taşıma kapasitesini tamamen

kaybedecektir.

2)Su Yalıtımı Konfor Sağlar

Su, bizim için ne kadar vazgeçilmezse bir o kadar da yapılarımız için korunulması zorunlu bir

öğedir. Toprağın nemi ve basınçsız su, yapı elemanı gözeneklerinden geçerek iç ortam

yüzeyinde küflenme, siyah leke ve mantar gibi organizmaların oluşmasına neden olur. Bu

yüzden iç yüzeyde bulunan ahşap gibi doğal malzemelerin çürümesine, sıvaların kabarıp

dökülmesine ve perde duvarlardaki demirlerin paslanmasına neden olarak konforumuzu bozar.

Nem ve nemin yol açtığı küf mekânlarda kötü kokuların oluşmasına yol açar. Bu durum ortamda

bulunan insanları rahatsız edecektir. Su yalıtımı sayesinde nemin önlenmesi, insan konforu

açısından olumsuzluk yaratan bu kötü kokuların yayılma olasılığını da ortadan kaldırır.

Su yalıtımı, suyun odalarımıza damlamasını engelleyerek konforlu yapıların elde edilmesini

sağlarken, bakteri, küf vb. organizmaların oluşmasını önler.

3)Su Yalıtımı Ekonomiye Katkıda Bulunur

Ekonomik değerleri günümüzde giderek artan yapıların uzun ömürlü olması gerekir. Bugün bir

yapının kullanım ömrü yaklaşık 50 yıldır. Suyun olumsuz etkileri yapıların kullanım ömrünü

azaltır. Bu da ekonomik bir kayıptır. Su yalıtımıyla bu kayıp da giderilmiş olacaktır.

Ülkemizin yüzölçümü olarak yüzde 92’si, nüfus yoğunluğu olarak yüzde 95’i deprem

kuşağındadır. Bayındırlık ve İskân Bakanlığı’nın verilerine göre son 58 yıl içerisinde meydana

gelen depremler; 58 bin 202 vatandaşımızın hayatını kaybetmesine, 122 bin 096

vatandaşımızın yaralanmasına ve yaklaşık 411 bin 465 binanın yıkılmasına veya ağır hasar

görmesine neden olmuştur.

Dünya gazetesi tarafından hazırlanan bir haberde; İstanbul Büyükşehir Belediyesi Hasar Tespit

Komisyonu tarafından, 55 bin 651 konut ve işyerinde yapılan kontrollerde incelenen binaların

yüzde 79’unun hasarlı bulunduğu ifade edilmiştir. Habere göre; incelenen binaların yüzde

64’ünde nemin yol açtığı korozyon (paslanma), yüzde 41’inde malzeme eksikliği, yüzde 18’inde

inşaat aşamasında betonun sulanması, yüzde 11’inde eskime ve yıpranma, yüzde 3’ünde proje

hatası, hasarların nedeni olarak belirlendi. Aynı haberde binaların yüzde 21’inde zemine uygun

olmayan inşaat, yüzde 6’sında taşıyıcı elemanların kaldırılması ve delinmesi gibi hususların

tespit edildiği ifade edilmiştir.

Su yalıtımının inşaat aşamasındaki maliyeti, bina maliyetinin yaklaşık yüzde 3’üdür. Binaların

sağlamlığı göz önünde bulundurulması gereken en önemli unsurdur. Buna bağlı olarak su

yalıtımının sağladığı yarar, maliyetten çok daha önemlidir.

4 Su Yalıtımı Nasıl Yapılır?

Su yalıtımı, yapılarımıza suyun girebileceği; temellere, toprak ile temas eden duvarlara, suyun

yapı dışında birikebileceği veya suyun basabileceği seviyenin altındaki dış duvarlara,

balkonlara, teras ve eğimli çatılara ve ıslak hacimlere yapılır. Bir yapının uzun ömürlü olabilmesi

için başlangıç aşamasında su yalıtımı kurallarına göre tasarlanması gerekir. Su yalıtımı

yapılmadan inşa edilmiş binalarda, çatı ve ıslak hacimlerin su yalıtımı sonradan rahatlıkla

yapılabilirken, toprak altındaki duvarların yalıtılması için binanın etrafının kazılması gereklidir.

Binanın üzerine oturduğu temellerin su yalıtımının yapılabilmesi için ise yapımızın havaya

kaldırılması gerekir ki, bu da henüz mümkün değildir. Bu gibi durumlarda sadece konforumuzu

bozan küf ve mantar oluşumu engellenebilir. Suyun yapı ömrünü etkileyen zararlarından, yapı

inşa edildikten sonra tam anlamıyla korunmak mümkün değildir. Temel seviyesindeki suyun

drenaj (tahliye) önlemleri ile yapımızdan uzaklaştırılması çoğu kez yapılabilecek tek

uygulamadır. Su yalıtımının bir diğer uygulama alanı da, suyun içerisinde kalmasını istediğimiz;

havuz, su depoları, suni göletler vb. yapılardır.

Yapılarda su yalıtımı, suyun hangi şiddette, hangi halde ve nereden gelirse gelsin yapı

kabuğundan içeri girerek yapı elemanlarına dolayısıyla da yapıya zarar vermesini önlemek için

yapılır. Temel olarak su yalıtımı yapısal ve yüzeysel su yalıtımı olarak ikiye ayrılır.

4.1 Yapısal su yalıtımı

Genel olarak beton elemanların imalatı sırasında imalat kolaylığı sağlamak, betonun kalitesini

artırmak, istenen özelliklerin verilmesini sağlamak ve su geçirimsizliği elde etmek amacıyla toz

ya da sıvı halde bulunan yapı kimyasallarının katkı olarak kullanılması ile yapımıza su girişini ve

etkilerini azaltıcı uygulamalar bütünüdür. Su/çimento oranını düşürerek beton içerisindeki kılcal

boşlukları azaltan, beton içerisindeki kapiler boşlukların tıkayan vb. fonksiyonlara sahip beton

katkıları ve derz malzemeleri bu gruba girer.

Dış yüzeye uygulanan derz malzemeleri: Suyun betondaki genleşme veya inşaat derzlerine

girmesini engellemek için polietilen veya hypalon su tutucu bantlar kullanılır. Suyu durdurma

veya beton içerisinde gideceği yolu uzatma prensibi ile çalışırlar.

Betonun bünyesine uygulanan derz malzemeleri: Dış yüzeydeki suyun betondaki genleşme

veya inşaat derzlerinden geçişini engellemek için su tutucu bantlar veya su ile genleşen mastik

ve profil kullanılır. Suyu durdurma veya beton içerisinde gideceği yolu uzatma prensibi ile

çalışırlar.

İç yüzeye uygulanan derz malzemeleri: İç yüzeydeki suyun betondaki genleşme veya inşaat

derzlerinden geçişini engellemek için hypalon su tutucu bantlar kullanılır. Suyu durdurma

prensibi ile çalışırlar .

 

4.2 Yüzeysel su yalıtımı

Suyun bulunabileceği dış ortam ile yapı kabuğu arasında su geçirimsiz katman oluşturmak için

yapılan işlemler bütünüdür. Bu amaçla su geçirimsiz özel su yalıtım malzemeleri kullanılır.

Su yalıtımı, yapılara suyun girebileceği bölgelere doğru su yalıtım malzemelerinin uygulanması

ile yapılır. Su yalıtımı uygulamalarının suyun geldiği taraftan, yani yapının dış tarafından

yapılması ilk tercih olmalıdır.

Temelde yapılacak uygulamalarda ilk adım; zemin etüdü ve varsa zemin suyunun test edilerek

bu suların olası etkilerinin tespit edilmesidir. Yapılan etüt çalışmalarının ardından, mümkünse

binanın toplam oturma alanından daha büyük olacak şekilde yatay olarak grobeton dökülür ve

bunun üzerine su yalıtım katmanı uygulanır. Bina su yalıtımının üzerine inşa edilir ve suyun etki

edebileceği seviyeden temele kadar olan düşey duvarlara da su yalıtımı uygulanır. Grobeton

üzerine yapılan su yalıtımı ile düşey duvarlara yapılan su yalıtımları üst üste bindirilerek bina

dıştan bohçalanmış olur. Binanın oturma alanından daha geniş temel çukurlarının açılamadığı

durumlarda ise yapının üzerine oturacağı bir betonarme çanak oluşturulur. Bu çanağın iç

tarafından su yalıtımı yapılır ve bina bu çanağın içine oturtulur. Uygulamalar, yalıtımı

geçemeyen suların yapıdan uzaklaştırılması amacıyla su yalıtımından daha aşağı seviyede

drenaj (tahliye) yapılması ile tamamlanır.

Şekil 2: Temellerde Su Yalıtımı

Çatılarda ısı ve su yalıtımı çözümleri birbirleri ile uyumlu olmalıdır. Çatılarda yapılan ısı yalıtımı

uygulamaları, enerji tasarrufunun yanı sıra, yoğuşmayı (terlemeyi) önlerken, su yalıtımı

uygulamaları da yağış sularının yapıya zarar vermesini engelleyerek bir bütün oluşturur. Eğimli

çatılarda su yalıtımı, çatı örtüsü altına su yalıtım örtüleri serilerek veya çatı örtüsü olarak

güneşin ultra-viyole ışınlarına dayanıklı su yalıtım malzemeleri kullanılarak yapılır. Yalıtımı

aşamayan su, dere ve yağmur suyu drenaj (tahliye) boruları vasıtası ile yapıdan uzaklaştırılarak

uygulama tamamlanır. Teras çatılarda ise suyun yönlendirilmesi için, önce bir eğim betonu

dökülür. Uzman firmalarca yapılan tespitlere bağlı olarak su ve ısı yalıtımı uygulamaları yapılır.

Süzgeçler ve yağmur suyu drenaj (tahliye) boruları ile su yapıdan uzaklaştırılır .

 

                                                                                                               www.leventtekinicmimarlik.com


İlgili Sayfalar
Şirketimizden Haberler
  • "Levent Bey Yeni bir ev alacak olsam yine sizinle çalışırım. Hayallerimin ötesinde bir iş çıkarttınız. Teşekkür Ederiz " Oğuz Dinçer

  • "Çalışmanızdan çok etkilendik. bize evimizi sevdirdiğiniz için teşekkür ederiz." Sinem

  • "Evin her köşesi kendi içinde ayrı bir konsept barındırıyor. Aylardır yaşadığım halde sanki evi yeni yaptırmış gibi heyecanlıyım, muhteşem" Zafer Şahin